Tiz Ne Kadar Olmalı? Bir Melodinin Ardında Kaybolan Zaman
Bir Yaz Akşamı ve Bir Sorunun İçinde Kaybolmak
Kayseri’nin sabahları, akşamları kadar başka bir güzellik taşır. Fakat bir yaz akşamı, hiçbir şey anlatmaya yetmez. O gece, sanki tüm şehir bir melodiyi dinliyordu. Her şey bir anda o kadar netti ki; hava, biraz soğuk, biraz sıcak, caddeler sessizdi. Zihnimdeki o sürekli sorgulama hali, yine kendini gösterdi. Tiz ne kadar olmalı? Bunu düşünmek, insanın kalbinde kaybolan bir sorudur. Bir soru ki; hiçbir cevabı da kesin değildir. Yine de bu gece, bu soruya takılmak zorunda kaldım.
Bir Melodi, Bir Düş, Bir Sorunun Ortasında
Bir arkadaşımın düğünüydü. Belki de o an, duygularımın en karışık olduğu, en yoğun olduğu andı. Hızla çalan müzik, dans eden insanların arasında, düşüncelerimden sıyrılmaya çalışıyordum ama bir türlü kurtulamıyordum. O an, “tiz” kelimesi kafamda dönüp duruyordu. Şarkının temposu, onun melodik yapısı, bir anda ruhumu sarmaya başlamıştı. Bir de en garibi, kalbimin hızlanması. Her şey o kadar hızlı, o kadar çelişkiliydi ki… İçimde hem bir heyecan vardı, hem de bir kaybolmuşluk hissi.
Ama, o şarkıdaki tiz sesi anlamaya çalışmak, bir anlam arayışıydı. “Ne kadar tiz olmalı ki?” diye içimden geçirdim. Sanki bu soruyu herkes kendine sorar gibi. Ne kadar titremeli, ne kadar hissedilmeli? Ne kadar yüksek olmalı ki, ruhuna dokunsun?
Bir Gülüş, Bir Mücadele, Bir Soru
Düğünün o neşeli, coşkulu havası arasında, bir an yalnız kalmayı başardım. Dışarı çıktım, sıcak bir yaz akşamı, hava hafif soğumaya başlamıştı. Ay, tam ortada, ama biraz da gizemli. Tiz ne kadar olmalı? Kendime böyle bir soru sormak, belki de hayatın tüm sorularının yansımasıydı. Hangi ses, ne kadar yüksek olmalı ki insanın içine işlemesin? Her şeyin ölçüsü var mı? Yoksa tüm her şey, ne kadar hissedildiğiyle mi alakalı?
O gece, o an, melodinin içinde kaybolurken, içimdeki hayal kırıklığı da bir anda gözlerimin önüne geldi. Genç bir adam olarak büyürken her şeyin formülü olması gerektiğini düşünürdüm. Sonra, her anın çok farklı bir matematiği olduğunu anlamaya başladım. Melodiler, anlar, insanlar… Her birinin bir sesi var. Kimisi tiz, kimisi derin, kimisi ise sessiz. Ama işte mesele o tiz sesi bulmaktı.
Tiz Ne Kadar Olmalı? Kalbinin Sesine Kulak Ver
Hep bir hedefim vardı: Yaşamı anlamak, bu hayatı çözmek. Ancak bir noktada, bu çözümün aslında bir çözüm değil de bir kayboluş olduğunun farkına vardım. O gece de düğün bittiğinde, o “tiz” sesini düşündüm. Bazı insanlar, melodinin en tiz noktasında kaybolurlar. Bir notanın yükseldiği o anda… Tiz sesin, insanların duygularına nasıl bir etki yaptığını anlamaya çalıştım. Kalbim hızla atarken, bir diğer taraftan huzursuz oldum. Bir de umut var tabii, o tiz sesten bir anlam çıkarma çabası.
Şu an, o anı hatırlıyorum ve o kadar net ki. O anda, sadece o geceyi değil, hayatımın her anını düşündüm. Her an, bir ritme sahiptir. Her an, bir melodinin parçasıdır. Her zaman bir “tiz” vardır, insanın içinde. Kimi zaman bir sorunun cevabını bulduğunda, o ses bir noktada yükselebilir. Ama bazen, o tiz ses de çok yüksektir. Çekip gitmek istersin, belki de başkalarının gülüşlerinde kaybolan o ses, senin içindeki titreşimi engeller.
Bir Anlık Duraklama ve Cevapsız Sorular
Düğün bitti, insanlar dağıldı. O an, içinde kaybolduğum soruya, bir türlü yanıt veremedim. Belki de yanıt verilemezdi. O tiz sesi bir kez daha duyduğumda, içimde bir gerginlik vardı. Melodinin zirvesine ulaşmak, orada durmak, sadece yaşanmış bir anı hissetmek ne kadar da garipti. Tiz ne kadar olmalı? Kalp, bazen bir nota gibi çırpınırken, duyguların, hislerin ya da düşüncelerin bir noktada karıştığını fark ettim. Bu karışım, tıpkı bir melodinin notaları gibi… Hangi sesin, ne kadar yüksek olacağı ya da hangi notanın eksik kaldığı, asla net bir cevap bulamazdı.
İçimdeki his, bir duygunun parçasıydı. Tiz ses ne kadar olmalıydı? Belki de ne kadar olursa olsun, bazen daha fazlasına ihtiyacınız yoktu. O an, o sesi duyduğunda, her şeyin anlamı başka bir boyuta geçerdi. Bazı anlar, sadece bir duygu bırakır. Bu duyguyu anlamak, kimine göre zor, kimine göre kolay. Ama o an… Duyguların karıştığı, kalbin attığı an… Melodinin en tiz notasında kaybolmak, hayata biraz daha yakınlaşmak demekti.
Sonuçta Melodi, Sen ve Ben
Bugün düşünüyorum da, o soruya gerçekten net bir cevap yok. Tiz ne kadar olmalı? Her şeyin bir cevabı olmasa da, o geceki gibi bir melodi bazen insana en derin soruları sordurur. Kim bilir, belki de tiz, kalbiniz ne kadar yüksekse o kadar olmalıdır. Belki de, her şeyin en yüksek noktasında kaybolmak, bir anlam arayışıdır. Ama bir şekilde o tiz sesin içinde kaybolmak, o melodiyi hissetmek insanı daha derinden anlamaya iter. Çünkü bazen doğru cevabı bulmak değil, soruyu doğru sormak daha önemlidir.