Bir sabahın kokusu Kayseri’nin o keskin soğuğu sabahları odamın camına ince bir buz tabakası gibi yapışırken uyanıyorum. Perdeleri araladığımda gri gökyüzü sanki şehrin üstüne çökmüş bir düşünce gibi duruyor. O sabah da öyleydi. Ne çok kötüydü ne de umut verici… Sadece sıradan, biraz da içe dönük. Banyoya giderken elim istemsizce askıda duran havlulara değdi. O an durdum. Çünkü bir şey vardı. Tanıdık ama rahatsız edici bir şey. Ayak kokusuna benzeyen o ağır, nemli, neredeyse içine işleyen koku… Bir an “yanılıyor muyum?” dedim kendi kendime. Ama hayır, yanılmıyordum. Havlularım ayak gibi kokuyordu. Bu cümleyi zihnimde kurduğumda bile garip bir tiksintiyle karışık…
Yorum Bırak