En Hızlı Gemi Hangisi? Teknoloji, Espriler ve Hayatın Hızlı Akışı
Giriş: Hızlı Gemi ve Yavaş Hayat
İzmir’de yaşıyorum, bir yanda deniz, bir yanda sıcak yaz günleri, diğer yanda ise “en hızlı gemi hangisi” sorusuyla zaman zaman kafamı bulandıran bir hayat. Şimdi, bu yazıyı okuyanlar büyük ihtimalle “Haa, bu yazı gemilerden bahsedecek herhalde. O yüzden en hızlı olanı sormuş!” diye düşünebilir. Ancak, burada biraz daha farklı bir bakış açısı sunacağım. Hızlı gemi dedikçe, birden kafama gelen şeyler de oluyor. Kimi zaman metrobüste önümdeki yolcunun nasıl da hızla yer değiştirdiğini (benim de yerimi çoktan kaybetmiş olduğum bir sırada) görüp “Ya, bu ne hız!” diyorum. O yüzden, en hızlı gemi meselesi bir yandan da hayatın hızına ve benim gibi her şeyi kafasında evirip çevirmeye çalışan birinin perspektifine dayanıyor.
Beni Anladın mı? “En Hızlı Gemi Hangisi” ve Bütün O Hızlı Sahte Yarışlar
Hadi gel, biraz daha derine inelim. İnsanın aklına hızla gelen ilk şey, doğal olarak devasa bir gemi oluyor. Ama gemiler de öyle rastgele tasarlanmış şeyler değil ki! Yüzen devasa metal yığınlarının belirli bir amaca hizmet etmesi lazım. Biraz düşündüm, bazen öyle hissediyorum ki, gemiler bile hayatın hızından yoruluyor. Hadi, bir soruyu şöyle soralım: En hızlı gemi hangisi? Cevap verelim; tabii, dünyadaki ilk hızlı gemi, “Yüzen Yıldız” falan değil. İki seçenek var, ama biz burada hızı sadece hız olarak almıyoruz, biraz da hayatın bir parçası olarak ele alacağız. Yani, gemilerde hızın tanımı biraz daha geniş.
Birinci Seçenek: Hızlı Gemi – Teknolojik Hızın Temsili
Evet, dünyadaki en hızlı gemilerden bahsedeyim. Şimdi sizlere “Yüzen bir F1 arabası”nı tanıtmama müsaade edin. 2005’te inşa edilen Francis Joyon’un teknesi “Idec Sport”, aslında şu anki hız gemisi dünyasının fenomenlerinden biri. Hani, kendini bir yolculuk yaparken, yanındaki teknenin hızla geçtiğini görüp “Haa! Bu da kim?” diye bakacak kadar kendinizi eksik hissedebilirsiniz. Francis Joyon bu gemiyle 2017’de dünyanın en hızlı deniz yolculuğunu yapmayı başarmış. İşte bu, tam anlamıyla hız demek oluyor. Ama burada en hızlı gemiyi örnek verirken, teknolojinin de ne kadar geliştiği gerçeğini unutmamak lazım. Bu gemiler, sanki birer robot gibi. Ya da şöyle söyleyeyim, bir bakıyorsun, gemi hızlanmış, sen hala kaybolmuşsun… O yüzden, artık gerçek bir hız gemisi mi arıyoruz, yoksa sadece her şeyin hızına yetişmeye çalışan bir ruh mudur bu mesele, ona karar vermek gerekiyor.
İç Ses: “Bak, o gemi gerçekten hızlı ama ben bir şehre en hızlı nasıl girebilirim, o daha önemli.”
İkinci Seçenek: Hayatın Hızlı Gemisi – Benim Gibi!
Evet, burada geliyorum ve kendimi biraz daha tanıtıyorum. Her şey bir yana, hız konusunda en iyi örneği ben verebilirim. Çünkü bazen bir anda “En hızlı gemi hangisi?” sorusuyla uğraşırken, kendi hayatımın hızıyla savaşıyorum. Örneğin, İzmir’de bir sabah uyanıyorsun, planın var. Kahvaltı yapacaksın, sonra işlere gideceksin. Ama sonra bir bakıyorsun, o kadar hızlı bir şekilde dışarıda oluyorsun ki, kahvaltıyı falan unutuveriyorsun. İşin garibi, bazen gitmek istediğin yerin aslında sana hiç de uzak olmadığını düşünüyorsun, ama bu hızı sağlamak için birer gemi alman gerektiğini fark ediyorsun. Hani “Vallahi gemi alsam daha hızlı giderim.” diyorsun. Ancak o gemiyi almanın, bana gerçekten de yarar sağladığını düşünmüyorum. Çünkü yavaşlamak gerektiğini düşündüğüm anlar oluyor. Yavaşlamazsan, her şeyden uzaklaşmış gibi hissediyorsun. Hızlı geminin peşinden gitmek yerine, bazen geminin sabırla limana varmasını beklemek gerek.
Bir Diyalog:
Ben: “O kadar hızlı koşuyorum ki, sanki ben gemiyim, ama neden hala bir limana varamıyorum?”
Arkadaşım: “Yok, sen zaten İstanbul’da otobüse yetişemeyen gemisin.”
İç Ses: “Evet, sabah sabah oraya gelince bir de taksi parasını düşün. Hız, pahalı olabiliyor.”
Daha Hızlı Olmama Hali: Günlük Hayatta
Her şeyin hızına yetişmeye çalışırken, bazen günün en basit olaylarını bile kaçırabiliyoruz. O kadar hızlı gitmek istiyorum ki bazen sadece İzmirlilerin deniz kenarında keyif yaparak hayatı yavaşça izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Yavaş gemi gibi olmak, bazen çok daha anlamlı. Ama yok, bir bakıyorsun, gece yarısı sen hala bir taksinin içinde “hızla” gitmeye çalışıyorsun. “Ne gerek var” diyor insan, “Yavaşlayalım biraz.” Ama tabii, hızlı gitmek, bir bakış açısının sonucu olabilir, bazen de ne kadar hızlı gidersek gidelim, kaybolan zamanla hesaplaşmak zorundayız. O yüzden, bir an durup benim hızım ne? diye sormak gerek.
Sonuç: Hızlı Gemi Olanın Taklidi
“En hızlı gemi hangisi?” sorusunu, hızın sadece motor gücüyle ölçülen bir şey olmadığını düşündüren bir gözlemler silsilesine döktük. Hız, bazen teknolojiyle, bazen içsel bir sorgulamayla gelir. Bazen de hayatın hızlı akışında, her şeyin bir anlık hızını yakalayıp, birer hız gemisine dönüşebiliriz. Ama işin komik kısmı, hızla gittiğini zannederken aslında geri dönmeye çalışıyor olabilirsin. O yüzden biraz da olsa yavaşlamak, belki de kendi hızını yakalamak gerek. Ve tabii, hepimiz hızın her türlü formunu düşündüğümüzde, hayatta hızla gitmektense bazen o yavaş gemiyi tutmakta fayda var.
Şimdi, hızla ilerleyen dünyada zamanınızı kaybetmeden bir limana varın… ama en hızlı gitmektense, belki de bir süre yavaş gitmek daha faydalı olur!